Short Stories in Turkish

By @TheTurkologist

Chapter 1

Ayakkabıcı

Hava iyiden iyiye soğumaya başlamıştı. Şükür ki yaz ayı bereketli geçmiş, yeni bir bot yaptıracak parayı biriktirebilmiştim. Öyle her şeye beğenecek birisi değilim ben. Mükemmel bir bot istiyorum. Mis gibi deri kokacak. Ayağımı nazikçe saracak ama sıkmayacak. Rengi kahverengi olacak ama öyle alelade bir

kahverengi değil! Yeni kaynatılmış sade bir Türk Kahvesi’nin köpüğü gibi yumuşacık, açık, ve en önemlisi – fazlası ile -canlı bir kahverengi.

 

Bizim Hasan Ustanın babası var.’dediler. Böyle bir ayakkabıyı yapsa yapsa o yapabilir. ‘Dükkanın yerini tarif ettiler. Buldum. Fakir bir mahallenin kuytu köşesinde, küçücük bir yerdi.

 

Dükkana girdiğimde ağır bir deri kokusu karşıladı beni . İçerisi – her ne kadar ışıkla aydınlatılmaya çalışılmışsa da- fazlasıyla loştu. Dükkanın içi sanki rastgele dizilmiş gibiydi. Bu eşya karmaşasının ortasında gördüm onu . Hızlı bir şekilde elindeki ayakkabının tabanını çakıyordu . İşine o kadar dalmıştı ki benim gelişimi fark etmemişti bile! Allah bilir kaç defa yamalanmış kıyafeti parça parça dökülüyordu. Ayaklarında eskimiş terlikleri vardı. Belli fakir bir adamdı. Kırlaşmış ve yer yer dökülmüş saçlarını, kırış kırış ellerini, nuru gitmiş’ gözlerini görseydiniz en az yetmiş yaşında olduğunu düşünürdünüz. Kim bilir gençliğinde neler görmüştü o gözler! Ne memleketler gezmiş, ne olaylara tanık olmuş, ne aşklar yaşamıştı! Ama işte şimdi fakirliğin öldürdüğü gözleri, keder dolu yükünün büktüğü beli ile karşımda elindeki ayakkabıyı çakıyordu:

 

– Selamun Aleyküm Usta!

 

Ağır ağır kaldırdı başını:

 

– Aleyküm Selam oğlum, geldiğini duymamışım. Kusuruma bakma.

 

İstediğim ayakkabıyı ustaya tarif ettim. Ayakkabıyı yapabileceğini söyledi. Ancak kaliteli olması için iyi ve sağlam bir deri bulmam gerekiyordu.

 

Deriyi bulmak iki günümü aldı. İstediğim gibi bir deri bulunca soluğu ustanın yanında aldım. Bu ustanın kim olduğunu merak ediyordum. Bu yaşta niye çalışıyordu? Dayanamadım ve konuşmaya başladım:

 

– Usta sen kimsin? Kimlerdensin?

 

– Adım İbrahim. Ben henüz daha bebekken Urfa’dan göçtük buralara. Eskiden babamın tarlası vardı. Alçak bir dolandırıcı yüzünden beş parasız kaldık. Ailem de buraya göçmek zorunda kaldı.

 

– Ne zamandan beridir ayakkabıcılık yapıyorsun?

 

– Ben altı yaşındayken ailem beni bir ayakkabıcının yanına çırak olarak verdi. O zamandan beridir ayakkabı yaparım.

 

En sonunda cevabını en çok merak ettiğim o soruyu sordum:

 

– Usta neden bu yaşta çalışıyorsun? Hasan Usta sana bakmıyor mu?

 

– Ah evladım! Hasan’ın kazandığı para ancak kendi ailesine yetiyor. Ona da yazık değil mi? Yaşlıyım belki ama elim ayağım tutuyor çok şükür. Hala daha çalışabiliyorken başkasına yük olamam ben!

 

Usta, ayakkabıyı bitirene kadar konuşmaya devam ettik. İş bitince ayakkabımı alıp büyük bir mutlulukla dükkandan ayrıldım.

Comments On This Chapter

Like
Like Love Haha Wow Sad Angry
Comment 0 Comments

Similar Stories

Similar Titles